Kurşun Asker

Bir zamanlar yirmi beş kurşun asker vardı. Bu askerlerin hepsi kardeşti. Çünkü eski bir kurşun kaşıktan doğdular. Tüfekleri omuzda, gözler ileride, kırmızı üniformaları üstlerinde, hepsi çok etkileyici görünüyordu.

Bu kurşun askerler uzun zamandan beri bir kutunun içinde sessiz sessiz yaşıyordular. Bir gün, bir insan kutunun kapağını aniden açtı. Kurşun askerler ilk defa bir insan sesi duydular.

Bu ses; “ Aaa, ne kadar güzel kurşun askerler!” “Aman Tanrım onları çok beğendim.” diyordu.

Ailesi bu çocuğa kurşun askerleri hediye etti. Çünkü o gün onun doğum günüydü. Çocuk kurşun askerleri aldı ve masanın üstüne dizdi. Bütün askerler tıpa tıp birbirine benziyordu. Ancak askerlerden bir tanesi diğerlerinden farklıydı. Çünkü onun bir bacağı yoktu. Bu tek bacaklı kurşun asker de ayakta duruyordu. Çocuk buna çok şaşırdı. “ Tek bacaklı ama diğer askerler gibi ayağının üstünde duruyor.

 

 

Bu masanın üstünde aynı zamanda başka oyuncak hediyeler de vardı. Ama en sevimlisi kağıttan oyuncak bir şatoydu. Küçük pencereleri ve geniş bir bahçesi vardı. Şatonun kapısı açıktı. Herşey çok güzel görünüyordu. Kahramanımız tek bacaklı kurşun asker bu şatoyu çok beğendi. Şatonun kapısının önünde güzel bir kağıt kız duruyordu. Kurşun asker en çok bu kızı beğendi. Kız bir balerindi ve bir bacağı havadaydı. Bunun için kurşun asker onu da tek bacaklı sandı. Kızın yüzünde pullar vardı.

Kurşun asker kıza baktı ve“İştebana uygun bir hanım.” diye düşündü.

Geceleyin, çocuk ve ailesi uyudular. Salonda ışıkları kapattılar. Bütün oyuncaklar bu anı bekliyordu. Herkes eğlenmeye başladı. Kurşun asker de bir tütün tabakasına dayandı ve bu kağıt kızı seyretmeye başladı. Kağıt kız da sadece duruyordu. Diğer oyuncaklar dans ediyordu ve gülüyorlardı. Kurşun asker uzun uzun bu güzel kıza bakıyordu. Birden tütün tabakasından bir büyücü çıktı. Bu büyücü kurşun askerle dalga geçti ve ona güldü. Kurşun asker biraz kızdı. Sonra herkesin uykusu geldi ve bütün oyuncaklar derin bir uykuya daldılar.

Sabah oldu ve kurşun asker birden fark etti ve “ Burası neresi?” “Aman Tanrım ben pencerenin önündeyim.” diye düşündü.

Diğer oyuncaklar ve o güzel kağıt kız hala masanın üstünde duruyordu. Ama kurşun askeri pencerenin önünde koydular. Sonra birden kurşun asker pencereden aşağıya düştü.

Belki çocuklar yanlışlıkla kurşun askeri pencereden düşürdü veya belki de büyücü bunu yaptı. Kurşun asker çok hızlı bir şekilde yere düştü. Şapkası ve silahı da başka bir yere düştü.

Çocuk ve arkadaşları kurşun askeri aramak için sokağa çıktılar. Kurşun asker çocukları görüyordu ama çocuklar askeri görmüyordu. Kurşun asker “ Burdayım!” diye bağırmak istedi ama utandı ve vazgeçti. Sonra yağmur yağmaya başladı. Yağmur çok hızlı yağıyordu. Çocuklar sonunda kurşun askeri gördüler. Çocuklardan biri “ Haydi şu kurşun askere bir gemi yapalım!” dedi. Sonra beraber kağıttan bir küçük gemi yaptılar. Kurşun askeri geminin içine koydular.

 

 

Gemiyi küçük dereye koyduktan sonra arkasından koşmaya başladılar. Kurşun asker “ Bu gemi çok hızlı gidiyor.” diye düşündü. Dalgalar çok büyüktü. Çocuklar geminin arkasından bağırıyordu. Sonra gemi birden küçük bir tünele girdi. Bu tünel çok karanlıktı. Kurşun asker    “Şimdi nereye gidiyorum?” diye düşündü. Belki biraz korktu. Kurşun askerin aklına o güzel kağıt kız geldi. Üzüldü.

Kurşun asker birden korkutucu bir ses duydu. Tünelin içinde kocaman bir fare “ Pasaportun nerede?“ diye sordu. Kurşun asker hiç cevap vermedi ve tüfeğini sıkıca tuttu. Fare geminin arkasından koşuyordu.

Birden kurşun asker ve gemi tünelden çıktılar ve küçük bir göle düştüler. Kağıttan gemi yırtıldı ve kurşun asker yere düştü. Tam o sırada bir balık kurşun askeri yuttu. Kurşun asker yine karanlık bir yerdeydi. Balık suyun içinde hopluyordu ve kurşun askerde balığın midesinde sallanıyordu.

 

 

Aradan biraz zaman geçti ve kurşun asker tekrar bir ışık gördü. Bir çocuk balığın karnını kesiyordu. Çocuk şok içinde “ Anne bak! Balığın midesinden kurşun asker çıktı.” dedi.

Balık kurşun askeri yuttu ve bir balıkçı bu balığı tuttu. Balıkçı balığı pazarda sattı ve kurşun asker tekrar bu balığın karnında aynı eve geldi. Çocuk tekrar kurşun askeri aldı ve salona götürdü. Kurşun asker tekrar eski dostlarını yani diğer oyuncakları gördü. Aslında en çok da o kağıttan kızı görmek istiyordu. Çocuk kurşun askeri önce masaya koydu. Tam o sırada kurşun asker güzel kızı gördü ve çok duygulandı. Kız da ona bakıyordu. Onlar hiç konuşmadılar, sadece uzun uzun bakıştılar.

 

 

Sonra çocuk sebepsizce kurşun askeri aldı ve şömineye attı. Kurşun asker önce bir sıcaklık hissetti. Ateş yavaş yavaş büyüyordu. Kurşun asker yavaş yavaş eriyordu ve hala o güzel kıza bakıyordu. Birden çocuk salonun kapısını açtı ve içeriye rüzgar girdi. Rüzgar kağıt kızı ateşe doğru savurdu. Kağıt kız da şöminenin içinde kurşun askerle yavaş yavaş eriyordu.

Ertesi gün hizmetçiler külleri toplamaya geldiler. Küllerin içerisinde küçük bir kurşun parçası ve pulları buldular.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s