Kral Çıplak

Bir zamanlar zengin bir ülkede bir kral vardı. Bu kral yeni giysileri çok seviyordu. Kral bütün parasını yeni ve pahalı kumaşlar almak için harcıyordu. Onun birçok terzisi vardı. Terziler her hafta kral için yeni bir giysi dikiyordular. Kral her zaman yeni giysileriyle arkadaşlarına gösteriş yapıyordu.

Kral ülkenin başkentinde yaşıyordu ve bu başkente başka ülkelerden birçok yabancı geliyordu. Çünkü başkentte sık sık festivaller yapıyordular, eğlenceli bir şehirdi. Bir gün bu başkente iki düzenbaz terzi geldi.

Bu terziler, insanlara “ Biz çok farklı giysiler dikiyoruz ve elimizde çok değerli kumaşlar var.” diyorlardı. Bir gün kral bu haberi duydu ve çok heyecanlandı. Kral, hemen terzileri sarayına çağırdı. Terziler, kralın huzuruna geldiler. Kral, onlara “ Söyleyin bakalım, sizin yeteneğiniz nedir?” diye sordu.

Terziler, krala “ Bizim giysilerimizi sadece çok zevkli ve akıllı insanlar görüyor.” dediler.

Kral önce anlamadı ve onlara “ Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu.

Terziler “ Kralımız, bizim kumaşlarımız sihirlidir. Cahil insanlar bu kumaşları görmüyorlar.” dediler. Kral çok mutlu oldu ve “ Sonunda sadece akıllı ve zevkli insanlar benim giysilerimin değerini anlayacak.” diye düşündü.

Kral, terzilere “ Sizin kumaşlarınızı çok merak ettim, hemen benim için bir giysi dikmeye başlayın.” dedi.

 

 

Hizmetliler, düzenbaz terzilere sarayda büyük bir oda verdiler. Terziler büyük odada iki tezgah kurdular. Tezgahlarda çalışmak için kraldan her gün üç kese altın istiyordular. Kral da her gün onlara bu yeni giysi için altınlar veriyordu. Ama aslında bu düzenbaz terziler bütün gün hiç çalışmıyordular. Tezgahlarda ne kumaş ne de iplik vardı. Boş tezgahlarda bütün gün boş boş oturuyordular.

Kral kendi kendine “ Ne güzel! Cahil ve akılsız insanlar bu giysiyi göremeyecekler!” diye düşünüyordu. Aynı zamanda ülkesinde ve sarayında “kimler akılsız ve cahil?” bilmek istiyordu. Bunun için vezirini yanına çağırdı :

“Git, şu terzileri kontrol et. Sen akıllı ve zevkli bir insansın. Eminim bu sihirli giysiyi göreceksin ve beğeneceksin.” dedi.

Vezir, terzilerin odasına girdi. Terziler tezgahların başında çalışıyordular. Vezir terzilere uzun uzun baktı ama tezgahlarda hiçbir kumaş yoktu. Vezir “ Hımm, hiçbir şey görmüyorum. Acaba ben cahil miyim?” diye kendi kendine konuştu. Tam o sırada terziler vezire “ Merhaba, kumaşın rengini beğendiniz mi?” diye sordular. Vezir şaşkınlıkla boş tezgaha baktı ve “ Tanrım, ben kumaşı görmüyorum, galiba ben zevksiz ve cahilim. En iyisi bunu onlara söylememek!” diye düşündü.

Terzilerden biri “ Eee, nasıl? Çok güzel bir kumaş değil mi?” diye sordu.

Vezir “ Evet, bu çok değerli bir kumaş, üstelik renkleri de muhteşem!” dedi.

Terziler giysi hakkında vezire bilgi vermeye başladılar. En sonunda daha hızlı bitirmek için üç kese daha altın istediler. Vezir çok utanıyordu ve krala gerçeği söylemek istemedi. Bunun için krala “ Terzileri kontrol ettim, gerçekten de mükemmel bir iş çıkarıyorlar, kralım. Yakında bütün dünya sizin yeni giysiniz hakkında konuşacak.” dedi. Kral çok mutlu oldu ve birkaç hafta sonra başka bir hizmetlisini terzilerin yanına gönderdi.

Bu hizmetli de terzilerin odasında aynı şeyle karşılaştı. Terziler tabi kii de hiçbir şey dikmiyorlardı, sadece tezgah başında numara yapıyorlardı. Kral, terziler işini bitirdikten sonra bayram töreninde bu muhteşem giysiyi giymeye karar verdi. Birkaç gün içinde insanlar kralın yeni giysisi hakkında konuşuyordu. Herkes merakla bu sihirli giysiyi görmek istiyordu. Sonunda kral bayram günü giysiyi görmek için terzilerin yanına gitti. Kralla beraber iki hizmetlisi de terzilerin odasına girdi. Kral şaşkınlıkla terzilere bakıyordu çünkü o da hiçbir şey görmüyordu.

Kralın hizmetlileri “ Kralım, giysinizi nasıl buldunuz? Şahane, değil mi?” diye sordular. Kral çok utandı ve kendi kendine “ Ben galiba cahil ve zevksiz bir kralım. Hiçbir şey görmüyorum.” diye düşündü.

 

 

Terziler, krala “ Beğendiniz mi?” diye sordular.

Kral “ Bayıldım, bu çok güzel bir elbise, ellerinize sağlık.” dedi.

Terziler hemen krala “ Şimdi denemek istiyor musunuz? Giysi çok hafif ve rahat.” dediler.

Kral biraz korkuyordu çünkü aslında ortada bir giysi yoktu. Ama başka bir şansı yoktu. Hizmetliler önce kralı soydular ve sonra da krala bu sihirli, görünmez giysiyi giydirdiler.

Terziler, krala “ Muhteşem, bu giysi size çok yakıştı.” dediler.

Hizmetliler sadece kralın çıplak vücudunu görüyordular ama onlar da korkuyorlardı. Bunun için onlar da terzileri onayladılar :

“ Kralımıza bu giysi çok yakıştı, şimdi tam bir kral gibi görünüyorsunuz.” dediler.

Kral yavaş yavaş yürümeye başladı. Sarayda herkes krala bakıyordu ve alkışlıyordular. Aslında hiç kimse giysiyi görmüyordu ama numara yapıyorlardı. Kral saraydan çıktı ve geçit töreninde çıplak bir şekilde yürüdü, yürüdü….

 

 

Halk alkışlıyordu ve aynı zamanda “ Muhteşem, muteşem, çok güzel bir giysi.” diye bağırıyordu.

Birden bire küçük bir çocuk kralın önüne çıktı ve krala uzun uzun baktı. Çocuk en sonunda :

“Kral çıplak, kral çıplak, kral çıplak!” diye bağırdı.

Bu sözler kulaktan kulağa yayıldı. Halk da “kral çıplak” diye bağırmaya başladı.

Kral utancından başını önüne eğdi ve sarayına doğru yürüdü….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s